Hamileliğin Son Döneminde Balık Yağı Tüketimi, Çocukta Astım Gelişmesini Önlüyor

Kopenhag – New England Journal of Medicine (2016; 375: 2530-2539) dergisinde 2016 yılında yayınlanan makalede, hamileliğin son döneminde yüksek doz uzun zincirli doymamış balık yağı eikosapentaenik asit (EPA) ve dokosaheksaenik asit (DHA) kullanımının, doğan bebeklerin ilk 5 yaş içinde astım hastalığına yakalanma oranın istatiksel olarak belirgin oranda azaldığı belirtilmiş. Gözlenen bu etki, çalışma başında düşük EPA ve DHA kan seviyelerine sahip annelerin çocuklarında ve genetik bir bozukluğa/varyasyona sahip oldukları için hücresel EPA ve DHA üretimi düşük annelerin çocuklarında, çok belirgin olarak ortaya çıkmış.

Günlük hayatta evde ya da dışarıda yenilen yemeklerde ağırlıklı olarak bitkisel yağların kullanılması, özellikle endüstriyel boyutlarda yapılan hayvancılıkta Omega 3 den fakir yem kullanılmasının artması, ekonomik olarak balık tüketiminin bir lüks haline gelmesi gibi nedenler bireylerin ortalama Omega 3 ve Omega 6 balık yağı tüketiminin azalmasına sebep olmakta.

EPA ve DHA uzun zincirli doymamış balık yağları, vücudumuzda desaturaz denilen enzimler tarafından alfa linolenik asitten üretilmektedir. Fakat üretilen EPA ve DHA miktarları kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Desaturaz-2 isimli enzimin bazı farklı genetik varyasyonlarını taşıyan gruplarda üretimin belirgin oranda düşük olduğu belirlenmiş.

Omega yağ asitleri, vücudumuzda hücre zarının önemli bir yapı taşını oluşturmakta. EPA ve DHA eksikliğinde araşidonik asit bu moleküllerin hücre zarındaki yerini alarak hücre zarının yapısal bütünlüğünün korunmasını sağlasalar da, biyokimyasal boyutta enflamasyona, yani bakterisiz iltahaplanmaya, yol açarlar. Araşidonik asit, lökotrienlerin üretiminde rol alarak bronşlarda da enflamasyona sebep olur ve astımsal bronşite zemin hazırlar. Bunun yannında Lökotrien C4, bir bronkokonstriktör olarak bronş kasılmasına ve nefes darlığına neden olur.

Beslenmede Omega 3 eksikliğinin çocuklarda astım hastalığına yakalanma riskini belirgin oranda tetiklemekte olduğu, yapılan gözlem bazlı bir çok başka çalışmada da belirtilmiştir. Bu güne kadar yapılmış olan klinik çalışmaların yeteri kadar geniş kapsamlı olmamaları, yapılan tespitlerin onaylamasına olanak vermemişti. Copenhagen Prospective Studies on Asthma in Childhood 2010 (COPSAC2010) kapsamında hem yeterli katılımcı sayısına ulaşılmış hem de ilk olarak yağ asidi – desaturase 2 varyasyonu olan Genotip „rs1535“ incelenebilmiş.

Çalışmaya hamileliğinin 22. ile 26. haftası arasında bulunan toplam 736 kadın katılmış. Kendilerine doğumdan bir hafta sonrasına kadar almaları gereken sayıda tablet verilmiş. Birinci gruptakilere, içerisinde Omega-3-yağ asitleri EPA ve DHA ,çeren tabletler verilirken ikinci gruptakilere plasebo olarak zeytin yağı içeren tabletler verilmiş.

EPA/DHA günlük dozu 2,4 gram olarak belirlenmiş. Bu doz Danimarka halkınıngünlük EPA/DHA tüketim ortalamasının 10 katından fazla. Danimarka balığın çokça tüketildiği bir ülke. Çalışmada probantlara verilen 2,4 gram diğer avrupa ülkelerinin tüketim ortalamasının 20 katından daha fazla bir miktar.

Double blind (çift kör) çalışmada ebeveynlerin hiçbiri, çocukları 3 yaşına gelene kadar zeytin yağı içeren plasebo mu yoksa EPA/DHA içeren tablet mi aldıklarını öğrenmediler. Çalışmayı düzenleyen bilim adamları da dahil olmak üzere bu bilgi ilk üç yıl tüm katılımcılardan saklı tutulmuş.
Bilim adamları, tüm çocukları 3 yaşına geldiklerinde muayene etmişler. EPA/DHA alan çalışma grubunda astım ya da kalıcı (wheezing) hırıltılı solunum, tüm çocukların % 16,9 unda görülürken plasebo grubunda bu oran % 23,7 olmuş. Kopenhag Üniversitesinden Hans Bisgaard ve ekibi, bu çalışmada 0,69 luk bir Hazard Ratio elde etmişler. Bu sonuçlara göre balık yağı kapsülleri, astıma yakalanma riskini ispatlanır bir şekilde 3 te 1 oranında azaltmış. İstatistiki önem arz eden bir diğer parametre Number Needed to Treat (NNT) oranı, 14,6 kadında 1 olarak hesaplanmış. NNT oranı, yapılan tedavide istenilen başarıya ulaşabilmek için kaç hastada bu tedavinin uygulanması gerektiğini tespit eden oran. Yani en az bir çocuğu bu tedavi ile astım hastalığından koruyabilmek için enbaz 15 hamile kadının, çalışmada olduğu gibi, her gün 2.4 gram EPA/DHA alması gerekmekte.

Toplanan sonuçlar detaylı incelendiğinde ilgi çekici ve tamamlayıcı başka tespitler de yapılmış. Katılan hamile bayanların çalışma öncesi kan değerleri en düşük olanlarının oluşturduğu, grubun sayıca 3 te birine varan bu alt grupta, astım vakaları balık yağı kullanımı ile % 34,1 den % 17,5 e düşmüş. Genetik olarak EPA/DHA üretim bozukluğu olan kadınların çocuklarında ortaya çıkan % 37,8’lık astım hastalığına yakalanma oranı % 15,2 e kadar çekilmiş.

 

Çocuklar 5 yaşına geldiklerinde yapılan ikinci tur muayeneler, ilk sonuçlar ile örtüşmüş. Tüm çalışmanın finansmanı, devlet kaynakları ve Lundberg vakfı tarafından karşılanmış. Ayrıntılardan bir diğeri de Danimarkalı bilim adamlarının sonuçlar üzerinde hiç bir şüphe oluşmaması için balık yağı kapsüllerini çalışmadan tamamen habersiz bir üreticiden tedarik etmiş olmaları.

Kullanılan balık yağı kapsüllerinin anne ve bebekler üzerinde hiç bir yan etkiye sebep olmadığını da belirtmek gerekmekte.

Bu çalışmada elde edilen sonuçların, Uzmanlık odalarının ve Cemiyetlerin önerdikleri tedavi standartları ve beslenme tavsiyelerinde değişiklere sebep olması beklenmekte. Avrupa Besin Kontrol Dairesi ve Alman Sağlıklı Beslenme Cemiyeti, halihazırda günlük tavsiye edilen DHA miktarını 200 mg olarak tespit etmişler, Bu oran, çalışmada söz konusu olan miktarın 10 da 1 i seviyesinde.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*