Göğüs Estetiğinin Kısa Tarihçesi

Kanser Sonrası Göğüs Rekonstrüksiyonu

Göğüs kanseri diyagnozu ve tedavisi geçmişten günümüze cemiyet içerisinde her zaman önemli bir mevzu teşkil etmiştir. Eğer Kleopatra göğüs kanserine yakalanmış olsa idi, zamanın yaygın yöntemlerinden faydalanılarak büyük ihtimal ile katerizasyon yöntemiyle kanseri yakıp yok etmeye çalışılırdı. Yakın geçmişe kadar kanser tanısı konulmuş olsa dahi, anestezi yokluğu cerrahi tedaviyi sınırlayıcı bir rol oynamaktaydı. Yakın geçmişte ulaşılan anesteziyolojideki gelişmeler olmadan William Halsted radikal mastektomi yöntemini geliştiremezdi. Ancak bu invasif ve anatomiyi derbeder eden girişime rağmen kanserin yine de nüks etmesi zamanın uzman çevrelerinde moralleri bozmuş, transplantasyon fizyolojisi ve pato-mekanizmalar hakkında henüz ne kadar az bilgi sahibi olunduğunu gözler önüne sermişti.

1970′ li yılların başında cerrahların çoğu radikal mastektomiyi favorize ederken zaman içinde pektoralis kasının alınmasının hastalık sürecini etkilemediği görüldü. Ve sonunda cerrahlar, lumpektomi ya da segmental rezeksiyonu kemoterapi ve radyoterapi ile kombine etmenin daha iyi bir alternatif olduğunu kabul etmeye başladılar.
Bu dönemde hastanın istekleri ve özel durumu tedavi planlanmasında genelde göz ardı edilirken, günümüzde cerrahlar hastalarına uygun birden fazla tedavi opsiyonu sunabilmekteler. Tedavi çeşitliliğinde ve uygun tedavi kombinasyonunun belirlenmesinde hastaların ailevi ve genetik durumları, sürdükleri hayat tarzı gibi faktörler de artık belirleyici unsurlar.

 

Geçmişte tanı konulmasının hemen ardından standartlaşmış olarak patoloji sonucu ile beraber mastektomi için ameliyat günü verilirken,  günümüzde, çeşitli radyolojik tanılar, sentinel lenf bezi incelemesi  gibi teşhis metotları vasıtası ile hastalığın safhası ve boyutu belirlenip tedavi buna göre planlanmakta.
Cerrahiyi tamamlayıcı kemoterapi ve radyoterapi,  duruma göre rekonstrüksiyon öncesi ya da sonrası yapılabilmekte.

Göğüs kanseri sonrası estetik düzeltme ameliyatları geçmişte sınırlı olarak yapılabilirken günümüzde rekonstrüksiyon amaçlı birçok teknik kullanılabilmekte. Cerrahi rekonstrüksiyon, radyoterapi ve kemoterapi birbirini tamamlayıcı olarak hastaya ve hastalığa uygun şekilde planlanmakta.

Rekonstrüksiyon olanaklarının çokluğuna ve çeşitliliğine  rağmen kanser ameliyatı sonrası hastaların sadece 3’de 1’i estetik ve plastik cerrahinin olanaklarından faydalanmakta. Günümüzde uygulanan en yaygın metot ise silikon implant ile yeniden yapılandırma.

Hastanın kendi dokusunun kullanıldığı teknikler giderek geliştirilerek yararlanılabilecek operasyon yöntemlerinin yelpazesi yıllar  içinde genişlemiştir. Özellikle implant kullanılmasından çekinen hastalar için söz konusu olabilecek bu göğüs rekonstrüksiyonu alternatiflerinde doğal dokunun kullanılması bir çok açıdan avantaj sağlamıştır. Göğüsü yapılandırmada kullanılan kas dokusu sayesinde hem hacimli bir göğüs şekillendirilebilir iken, çevre dokunun kanlanması da sağlanmaktadır. 1970’lı yıllarda popüler olan Latissimus Dorsi kas transplantasyonu günümüzde hala bir çok vakada tercih edilen bir tekniktir.

1982 yılında ilk transverse rectus abdominis flap – TRAM tekniğinin uygulanması ile kullanılabilecek yeni bir teknik daha yaygınlaşmaya basladı. Alt karın kası ve deri altı yağ dokusunu içeren bu transplantasyon tekniği sayesinde göğüs rekonstrüksiyonu için uygun doku elde edilirken dokunun alındığı donör bölgede oluşan harabiyet ve morbidite oranı özellikle mikro-cerrahi yöntemlerin gelişmesi sayesinde daha kabul edilebilir seviyelere indi.

 

Plastik cerrahların genel olarak amaçlarından biri de transplante edilen dokunun alındığı bölgedeki sorunları en aza indirmek. Söz konusu olan yeni TRAM tekniği de zaman içinde modifiye edilerek daha az kas dokusunun alındığı teknikler geliştirildi. 1990’ların sonunda 2000’li yılların başında Perforator Flap denilen teknikler tanınmaya ve yaygınlaşmaya basladı. DIEP (deep inferior epigastric perforator) ve SIEP (superficial inferior epigastric flap) yöntemleri sayesinde alt karin bölgesinden alınan transplant ve bu dokunun kanlanmasını sağlayan perforator damar ile yeni göğüsün şekillendirilmesinde kullanılırken alt karin bölgesindeki  transverse abdominis kasına dokunulmadığı için ameliyat sonrası problemler minimize edilmekte.

GAP (gluteal artery perforator flap) yönteminde alt kalça kısmında alınan doku ile aynı zamanda kalça germe işlemi de gerçekleştirilebilmekte. GMP (gracilis myocutaneous perforator flap) metodunda ise iç bacak bölgesinden doku alınmakta.

Günümüzde tedavi planlamasına başlanırken ileriye dönük rekonstrüktif alternatifler düşünülmekte, kanser uzaklaştırılırken seçilecek yaklaşım belirlenirken değişik rekonstrüktif yöntemler, gerekirse kullanılacak implant tipleri gibi konular göz önünde bulundurulmakta.  Gün geçtikte bu planlı ve kapsamlı tedavi yaklaşımından faydalanan hasta sayısı artmakta.

Göğüs Küçültme – Breast Reduction

Uzun süredir tip çevrelerince de kabul gördüğü gibi büyük göğüsler (gigantomastie) bayanlar için büyük problem teşkil edebilmekte. Geçmişte bu problemin tedavisinin gelişmesi anesteziyolojide yaşanan gelişmelere paralel gitmiştir. İlk cerrahi yaklaşımlar basit amputasyon ile sınırlı iken zaman içinde dokunun şekillendirilmesinde anatominin ve kan dolaşımının daha iyi anlaşılması sayesinde MAK (göğüs başı) kompleksinin korunarak estetik tatmin edici sonuçlara ulaşılabildiği tecrübe edilmeye başlandı.  Yıllar içerisinde onlarca teknik tanımlandı ve denendi. Yapılan geliştirmelerde yeni oluşturulan göğüs hacminin optimizasyonu ve göğüs başının korunması sayesinde daha estetik bir sonuca ulaşmaya çalışılırken, his kaybı ve emzirme kabiliyetinin korunması ikinci derecede önem teşkil etmekteydi. Cerrahların çabalarının devamı sayesinde, tatmin edici teknikleri yeni yaklaşımlarla kombine ederek en iyi sonuca ulaşmaya yaklaşılmakta. Yara oluşumunu en aza indirme, uygun tekniğin seçimi, kullanılan dikiş malzemelerinin optimizasyonu gibi konular hakkında görüş alışverişi, bilgi ve tecrübe paylaşımı ve tartışmalar sayesinde ilerleme kaydedilmekte.

Göğüs Germe – Mastopexy

Göğüs germe ve dikleştirme olarak tercüme edilebilecek olan Mastopexy ameliyatının tarihi göğüs küçültme tekniklerinin gelişmesi ile başlar. Bu ameliyatın amacı göğüsleri dikleştirirken fazla dokuyu ve cildi uzaklaştırmak ve aynı zamanda göğüs bölgesinde ve göğüs başında his kaybını önlemektir.
Uzmanların görüş ayrılığı yaşadığı konuların başında göğüs dokusunun ve derisinin sekil vermede nasıl kullanılacağı, dikiş materyalinin ve sutür tekniğinin seçimi gelmekte ve bu konularda henüz bir görüş birliğine varılmış değil.

Göğüs Büyütme – Breast Augmentation

Hastaların göğüs büyütme arzusu çoğunlukla asimetrik göğüs gelişmesi, hamilelik sonrası hacim kaybı gibi sebeplerden ortaya çıkmakta. İlk göğüs implantları 1960′ lı yıllarda tanıtıldı. Günümüze kadar çeşitli yüzey ve dolgu maddeleri denendi. Amerikan FDA kurumu tarafından 1990’larda 10 yıl süren bir silikon implant kullanım yasağı getirilmesi  ile bu süre zarfında serum-fizyoljik dolgular alternatifsiz olarak kullanıldı. Yasak, yapılan araştırmaların silikonun zararsız olduğunu göstermesi ile son buldu. Cerrahi tekniklerin çeşitliliğinin yanında hiç bir metot diğerine göre daha üstün denemez. Ameliyat kesisinin yeri, implantin yerleştirilme yöntemi ve lokalizasyonu (kas altı ya da üstü gibi) hakkında tartışmalar devam etmekte.

Uzmanların hemfikir olduğu konuların başında dokuya direkt enjeksiyon ile silikon ve diğer dolgu maddelerinin zerk edilmesinin birçok sebepten dolayı zararlı olması gerçeği. Alerjik reaksiyonlar, granulom oluşumu gibi sorunlar yanında radyolojik tanıyı güçleştirmesi de bu yöntemlerin artık tavsiye edilmemesinin sebeplerinden. Özellikle plastik cerrah olmayan kişilerin uygulamaları sonucunda yaşanan felaketler sonrası bu konuda hem Amerika hem de Avrupa’da 2000’li yıllarda önlemler alınmış.
Buna karşı başlarda kabul görmeyen ve tanı zorlaştırıcı bir etken olarak görülen yağ dokusu transplantasyonu sayesinde hacim verme tekniği giderek daha fazla kabul görmekte. Radyoloji uzmanlarının transplate edilen yağ dokusunun tarama ve tanı sonuçlarını etkilemediğini bu dokunun oluşabilecek kanser dokusunda kolayca ayırt edilebildiğini belirtmeleri tekniğin kabul görmesini kolaylaştırmakta.

Göğüs Germe ve Büyütme – Mastopexy ve Augmentation

Göğüs germe ve büyütme ameliyatlarının kombinasyonu teknik olarak pek de kolay değildir ve komplikasyon oranını artırmaktadır. Göğüs dokusu dikleştirme ve germe işlemi ile ayni zamanda bir implantın yerleştirilmesi birbirine zıt iki teknik işlemdir. Orta ve uzun vadede arzu edilmeyen sonuçların ortaya çıkma riski giderek artar.

Göğüs estetiği cerrahisinin tarihi iniş ve çıkışlar ile dolu. Zaman zaman geliştirilen yeni teknikler, olması gerekenden daha hızlı bir şekilde moda olup yaygınlaşırken (soya yağı içeren implantların kullanılması ve ardından gelen problemler) ve bazı gelişmelerin fazlaca uzun sürmesi gibi (genel cerrahların çok uzun yıllar boyunca kanser sonrası rekonstrüksiyon ameliyatlarına karşı çıkmaları)…

Geçmişe bakıp çözülmemiş problemlere yeni cevaplar ve bakış açıları geliştirmek plastik cerrahları klinik ve deneysel alanlarda çok uzun yıllar meşgul edecek gibi gözüküyor.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*