Göğüs Kemiği Enfeksiyonu ve Göğüs Kafesi Yaraları

Sternum – Göğüs Kemiği Yaraları Neden Oluşur?

Göğüs kemiği yaraları en sıklıkla kalp ameliyatları sonrası oluşan yara enfenksiyonları sebebi ile meydana gelir. Bypass, kalp kapakçığı değişimi ve diğer toraks girişimleri sonrasında, yabancı maddeler (implant), hastanın bağışıklık sistemi zayıflığı gibi etkenlerin de rol oynaması ile,  göğüs kemiğinin cerrahi olarak kesilmesinin gerektiği bu durumlarda ortaya çıkabilir.  Bu komplikasyonun geliştiği hastalar, genelde yüksek yaştaki multimorbid ve değişik sebeplerden dolayı yara iyileşmesi sorunu yaşayan kimselerdir. Benzer toraks girişiminde bulunulmuş (sternotomi yapılmış) hastaların % 1-3 ünde mediastinitis denilen göğüs yumuşak dokusu iltihabına rastlanmıştır. Sternumun iltahaplı yaraları, açık kalp ameliyatları ve sternotomi yapılan ameliyatların % 5´inde komplikasyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca aortokoroner by-pass ameliyatlarında göğüs kemiği ve çevresini besleyen arteria mamaria interna by-pass için kullanıldığında bu bölgede yaraların iyileşmeme riski artmaktadır. Buna ek olarak göğüs kemiğinin ve toraksın girişim sonrası stabilizasyonu için kullanılan metal zerklaj ya da benzeri yabancı maddeler, bakteriyel kontaminasyon durumunda lokal kemik iltabına sebep olurlar.

Sternum Yaraları Pairolero Klasifikasyonun´da üç sınıfa ayırılmıştır.

• Tip I (akut) Ameliyat sonrası 1. ile 3. günler arasında ortaya çıkan yara iyileşme problemi kendini akıntı, kızarıklık yara açılması ile beli eder. Bu safhada henüz yaradan alınan sürüntü negatif olup, costochondritis ve osteomyelitis henüz gelişmemiştir. Bu safhadaki yaralar revize edilmeli ve minimum debridement (ölü ve enfekte dokunun cerrahi uzaklaştırılması) yanında sternum adaptasyonu ve stabilizasyonu için kullanılan Rubinczeck ya da benzeri metal ve plastik cerclage malzemelerin tümü çıkarılıp yenilenmelidir.

• Tip II (subakut) Ameliyatın 2. ile 3. haftaları arasında cerahat ile beraber ortaya çıkan, akıntılı ve genelde dehiszent (açılan) yaraya, mediastinitis costachondritis ve osteomyelitis sıklıkla eşlik eder. Bu safhada sürüntü örnekleri pozitiftir.

• Tip III (kronik) Kronik sternum yaraları cerrahi girişimden aylar ve yıllar sonra kendini akıntılı fistül ile belli eder. Uzun süreler süren bu akıntı, genelde cerrahi müdehalede bulunulmadan son bulmaz. Bunun sebebi fistüllerin iltihaplı göğüs kemiği (sternumosteomyelitis), kaburga ya da kıkırdak (costochondritis) ile bağlantılı olmasıdır.

Tip II ve III yaralar, debridman ve düzenli pansuman değişiklikleri ile bakteri  ya da mantar enfeksiyonundan arındırılıp transplantasyona hazırlanırlar. Vakaların yaklaşık % 50 sinde Staphylococcus aureus ve sıklıkla da  Pseudomonas aeruginosa görüldüğünden ilk antibiyogramsız başlangıç tedavisine geniş spektrumlu antibiyotiklerle başlanmalıdır. Daha seyrek de olsa sürüntülerde candida mantarı, legionella spez. ya da mycoplasma hominis gibi alışılmamış organizmalara rastlanır.

 

 

Modern terapi yaklaşımları, günümüzde videoda örneği görülen büyük toraks defektlerindeki mortalite oranını %50 lilerden % 5-15 bandına çekmiştir. 1980 li yıllardan itibaren artarak gelişen pektoralis major, latissimus dorsi lokal kas transferi gibi ameliyat teknikleri yanında vakum terapisi gibi 2000 li yılların başından beri yaygınlaşan pansuman metodları sayesinde ölüm sayılarında belirgin oranda azalma gözlenmektedir.

Ameliyat Öncesi Hazırlık

Yara iyileşmesi sorunu, doku nekrozu ve enfeksiyon problemlerini tetikleyerek yaranın derinleşmesine, sepsise (kan zehirlenmesi) ve hatta ölüme  zemin hazırlar. Vakit kaybetmeden cerrahi debridement (ölü dokunun uzaklaştırılması , debridman) ile tüm avital (cansız) dokular cilt, cilt altı dokusu, kas ve özellikle kıkırdak ve kemik yapılar da dahil olmak üzere temizlenerek transplantasyon için hazırlığa başlanır.  Her cerrahi yara temizliği öncesi alınan sürüntüler vasıtası ile yaranın bakteri kontaminasyonuna göre uygun antibiyotik seçimi antibiyogram vasıtası ile yapılmalıdır. Temizlik sonrası yara vakumlu pansuman ile geçici olarak kapatılır. Göğüs kemiği iltihabı (sternumosteomyelitis) hastaları genelde tam teşekküllü merkezlerde tedavi gördüklerinden hastaların branşlar arası kooperasyonlar ile takipleri sorunsuzca organize edilebilmektedir. Yara temizliği ve vakumlu pansuman değişiminin ameliyat ortamında birçok defa tekrarlanması gerektiğinden, sık aralıklarla kardiyolojik kontroller planlanmalıdır.  Çinko, demir, selen, multi-vitamin ve protein takviyeleri, zayıf bünyeli hastalarda uygun diyetler ile kombine edilmelidir. Kan şekerinin düzgün ve kalıcı olarak ayarlanması gibi yara iyileşmesini birinci dereceden etkileyen risk faktörlerinin kontrolü. böbrek fonksiyonlarının kontrolü, transplantasyon öncesi ve sonrası fizik tedavi desteği, psikolojik danışma günümüzde cerrahi tedaviyi tamamlayarak hasta yatış sürelerinin kısalmasına katkıda bulunurlar. Hastanın geçirdiği kalp rahatsızlığına sıklıkla eşlik eden damar hastalıkları, diyabet, nörolojik problemler ve mevcut diğer rahatsızlıklar sebebi ile iyileşme sürecinin zorlu ve uzun olabileceği unutulmamalı, hasta ve yakınları detaylı olarak bilgilendirilmelidir.

Sternum yaralarını kapatmada kullanılan operatif teknikler

Derin sternum yaralarında debridman sonrası açığa çıkan kalp, akciğer gibi hayati organların ve kemik, kıkırdak gibi yapıların, korunması ve beslenebilmesi için, kanlanması yeterli düzeydeki bir kaslı doku transplantasyonuna ihtiyaç vardır. Bazı durumlarda yine güçlü kanlanmaya sahip ve ayrıca lenfatik dokuları da yapısında bulunduran lokal tünelli omentum transplantasyonundan faydalanılır. Bazı kaynaklar, diyabetli hastalarda omentum flapi kullanılmasını tavsiye ederken, günümüzde bu metod, beraberinde getirdiği, fıtık ve barsak yaralanması gibi risklerden dolayı seyrek kullanım bulmaktadır.

1 geri izleme / bildirim

  1. Göğüs Kemiği Enfeksiyonu ve Göğüs Kafesi Yaraları | Titel der Website

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*