CancerSEEK: Kan testi ile sekiz kanser türünün erken tespiti mümkün olabilecek… Uzmanlar temkinli.

Baltimore Kimmel Kanser Merkezinde yapılan bir çalışmada 16 kanser geni ile 8 tümör markerini kombine ederek, sık rastlanan 8 tümörün tanısını basit bir kan testi ile koymayı başaran araştırma ekibi, araştırma sonuçlarını Science dergisinde yayınlandı.

Baltimore – Science (2018; doi: 10.1126/science.aar3247) dergisinde yer alan yayında „CancerSEEK“ isimli kanser tanı testinin Screening, yani tarama muayenesi için uygun olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamış.
Büyük tümörlerde kanser hücreleri düzenli olarak yıkıma uğrarlar ve hücre içerikleri kana dolaşımına karışır. Çalışmada önem teşkil eden bu hücre içerikleri, halihazırda izlem için tümör belirteçleri (marker) olarak kullanılan proteinlerden oluşmakta; prostat kanseri taramasında kullanılan PSA testinde olduğu gibi, Ayrıca kanser hücrelerinden DNA fragmanları da serbest bırakılır ve gen testleri ile kan dolaşımda bu dna parçalarının tespiti mümkündür. Baltimore Kimmel Kanser Merkezi’nden Nickolas Papadopoulos liderliğindeki takım dolaşan 16 kanser geni ile sekiz tarama proteinin tespitini birleştiren bir test geliştirdi. Sekiz marker protein, CA-125 (CA 125), karsinoembriyojenik antijen (CEA)kanser antijeni 19-9 (CA 19-9), prolaktin, hepatosit büyüme faktörü (HGF), osteopontin (OPN), myeloperoksidaz (MPO) ve metalloproteinazların doku inhibitörü 1 (TIMP1-Tissue Inhibitor of Metalloproteinases 1). Bu proteinlerin bazıları, yani CA-125, CEA ve CA19-9, günümüzde tümör hastalıklarının takibi için rutin olarak kullanılmakta.
Kanser hücrelerine ait olan DNA parçaları normal hücrelerinkinden oldukça farklı olsa da dolaşımdaki kanser DNA’larının saptanması pratikte henüz yaygın olarak kullanılmamaktadır. Tümör büyümesi hücre içinde genetik bir kaosa neden olur ve kan içine boşaltılan, mutasyonlar sonucu değişime uğramiş bu parçalar “sıvı biyopsi” denilen bu yöntem ile tespit edilebilmekte. Buradaki problem, tümörlerin tanınması için çok sayıda bilinen gen parçasi arasından uygun olanlarının seçimini yapmaktır.

ABD’li araştırmacılar, 16 gene ait her biri 33 baz çifti içeren 61 amplikon seçtiler. İlk olarak,  amplikonlar polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile çoğaltılarak DNA Barkodu oluşturuldu ve bilinen mutasyonların listelendiği katalog ile („Catalog of Somatic Mutations in Cancer“) karşılaştırıldı. Bu şekilde testin maliyeti makul sınırlar dahilinde tutulabildi. Papadopoulos, “CancerSEEK” ‘in yaklaşık 500 dolara piyasaya sunulabileceğine inanıyor. Kolonoskopi gibi kanser tespitinde kullanılan invasif ve non invasif metodlar hasta için rahatsız edici olabilmekte iken “CanserSEEK” testi tek bir kan örneği alarak basitçe gerçekleştirilebilmekte. Buna ek olarak, tek bir yöntem ile aynı anda bir yerine toplam sekiz kanser tanısı için kullanılabilmekte.

İlk pilot çalışmada, araştırmacılar, CancerSEEK testini yumurtalık, karaciğer, yemek borusu, pankreatik, mide, kolon, akciğer veya meme kanserinden mustarip 1.005 hasta üzerinde test ettiler. Özellikle bu tümörlerin seçilmesinin sebibi ABD’deki tüm kanser ölümlerinin yüzde 60’ını oluşturuyor olmaları. Calismaya katilan vakalarda hastalik seviyeleri  evre II (yüzde 49), evre III (yüzde 31) ve evre I (yüzde 20) olarak izlendi.

CancerSEEK, toplam sekiz kanser grubunda yüzde 70’lik bir toplam hassasiyete ulaştı. Bu sensitivite meme kanseri için yüzde 33 iken yumurtalık kanseri için yüzde 98’e kadar çıktı. Hassasiyet kanser evresi ile birlikte arttı. Evre I’de yüzde 43, evre II’de yüzde 73 ve evre III’de yüzde 78 olarak belirlendi. Evre I’deki en yüksek sensitivite karaciğer kanserinde (yüzde 100) ve en düşük yemek borusu kanserinde (yüzde 20) elde edildi. CancerSEEK’in özgüllüğü% 99’dan fazlaydı: 812 sağlıklı gönüllüden sadece yedisinde yanlış pozitif sonuç alındı.

Alman uzmanları değerlendirmelerinde henüz temkinliler. Alman Patoloji Derneği Moleküler Patoloji Çalışma Grubundan Udo Siebholt, CancerSEEK’in bir tarama testinin gerekliliklerini karşılayabileceğinden şüphe ediyor. Deneklerin gereksiz muayenelerini, maliyetleri ve belirsizlikleri önlemek için kullanılan yöntemin hassaslığının, özgünlüğünün ve güvenirliğinin çok yüksek olması gerekmektedir. Her şeyden önce, hücresiz DNA’nın rolü henüz tam olarak anlaşılamamıştır. Dr. Siebholt, ilk genetik değişiklikleri gösteren kolon polipleri gibi iyi huylu lezyonların çok sık rastlanmasından dolayı klınik kullanımda söz konusu çalışmadaki kontrol grubuna kıyasla çok daha fazla yanlış-pozitif sonucun ortaya çıkacağından şüphe etmekte.

Siebholt, kanserin erken aşamalarında genel bir tarama testinin amacından da şüphe ediyor. Servikal karsinom gibi öncü lezyonlar için hedeflenmiş tarama ile bugün daha iyi sonuçlar elde edilebilir. Ayrıca, test başına 500 ABD doları maliyet muhtemelen çok düşük bir tahmin olmakta ayrıca testin düşük özgüllükte olması durumunda geniş kullanım için mantıksız  gözükmekte.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.